.:

19 Ocak 2018 Cuma

Deniz yıldızları



Şubat ayı geldi mi benim deniz krizlerim başlar. Aslında havaların en soğuk olduğu zamanlar ama son dönemeci geçmek gibi birşey bu benimki. Yaza ne kaldı değil mi?



 Denizyıldızları sınıfından yıldız biçiminde, beş kollu, kayalıklar üzerinde yaşayan derisidikenlimiş. İç organlar kollara kadar uzandığından kopan yerlerini yeniden onarabilir ve eşeysiz olarak üreyebilirlermiş. Bu canlıları merak edenler bilgilere buradan baktım. 

 Fotoğraflar bizim çeşitli zamanlarda denk geldiğimiz deniz yıldızları.


17 Ocak 2018 Çarşamba

Rulolardan puf yapımı


Epey bir zamandır nedense üstümde bir ağırlık var. Genel olarak ev işi, yemek, spor ve kitap okuma yapıyorum ama onların dışında tık yok. Hadi Saadet deyip duruyorum kendime. Yine geçen gün böyle bir zamanda bu minik puf çıktı ortaya.

Geri dönüşüm sevip biraz da çöpçü olunca insanlar "sen bunula bir şeyler yaparsın" deyip ellerindekini veriyor. Bu rulolarda öyle geçti elime. Abimler Doğa'nın bir ödevi için toplamış ama yumuşak olanlardan değil oldukça sert ve formu bozulmuyor. İşlerine yaramamış bana verdiler. Nerdeyse 1 yıldır alt katta duruyordu. Bir neyi yayıntı oluyordu artık. Ne yapsam diye pinterestte dolanırken elimdeki miktarla ancak  puf yapabileceğime karar verdim. Çok güzel bir koltuk beğendim aslında ya genişliği de az bunların.
  
 Fotoğraftaki gibi 2 tane çıktı. Alt ve üstüne karton yapıştırdım.

Yine elimde verilmiş bir yatak koruyucu vardı. Onunla kapladım önce ruloların üstünü ki yumuşak olsun. Sonra da kırmızı polarla. O kadar da ölçtüğüm halde (zaten polar dikmesini hiç beceremedim) yine de yamukluklar oldu. Zaten belli de oluyor.
(Koltukların yastıkları da orjinal rengi değil. Kareli gibi yine kahverengi bir şeydi. Sıkıldım o renkten böyle kuşlu kuşlu kapladım kılıfları sonra)


12 Ocak 2018 Cuma

Pembe pembe....


Yıllarca pembe rengi sevmedim. Pembe herşeyden uzak durdum. Aslında çocukken pembe giydirilen çocuklardan da değildim ama ne bileyim sevemedim bu rengi. Hala da çok sevdiğim söylenemez. Ama en azından eskisi kadar düşman değilim...
Ama iş çiçeklere gelince sanırım renk ayrımı yapamıyorum. Hoş bu gülü ben dikmedim evin eski sahiplerinden kalma, duruşu çok hoş. Resmen ağaç oldu kendisi benim boyumdan uzun.
Mevsim değişikliği diyoruz ya şu an aşağıdaki gibi pembe gül. Bu fotoğraflar yeni, hafta içi çektim. Bir sürüde tomurcuk var üzerinde. Bakalım işin sonu ne olacak. Kışşız bir yıl geçirecek gibiyiz..



Kaç gündür bilgisayarımdan uzaktım. Pat diye açılmamaya karar verdi. Neyse eşim iş yerinde yeniden formatlattırdı. Evde karıştıramadım içinde arşivim var. Yedeklemediğim fotoğraflar vardı. Nese ki kaybım yok. Anladığım kadarıyla windows büyük bir güncelleme yapıyormuş, bu ara böyle giden pcler olmuş.

Bu farklı bir cins. Pembe mi olsam bordo mu karar verememiş aradda kalmış...

8 Ocak 2018 Pazartesi

Odun saksılarım....

Orunlarla ilgili herşeyi  seviyorm sanırım. Olsa odun birevde yaşamak isterdim mesela. İçini sevimli, renkli ve rahat döşeyeceksin ne hoş olurdu...neyse ben şimdilik küçük küçük odunlarımla idare ediyorum.
Yine epeydir istediğim odun saksılardan nihayet Devrim'e yaptırtabildim. Kesme işinde elektrikli testere kullanılıyor. Delikleri için de bir uç almıştık onunla yaptık. Ama çok zor oluyor  denedim gücüm yetmedi, çok zorlandım azıcık yer açana kadar.
Resimlerde görüldüğü gibi gayet en doğalından iki adet saksı. Biri, fotoğrafını görünce "ben bundan istiyorum" diyen anneme gitti. Şimdi ilk fırsatta bunların daha geniş deliklisinden yaptırmalıyım. Bu hafta sonu hava güzeldi ama yine yandaki inşaatla ilgili bir sorun yüzünden Devrim başka iş yaptı. Tarla çapalama zamanı gelmeden 3-5 tane yaptırırsam iyidir...


5 Ocak 2018 Cuma

Mevsim kış ama bitkiler baharı yaşıyor sanki

 Siz de farkında mısınız ikim ne kadar da değişti? Kış mevsimindeyiz, hatta oldukça soğuk olması gereken zamanlar. Ama bitkiler sanki baharmış gibi açıyor. Hatta bizim asmalar yapraklanmaya başladı ki ilk donda kesin giderler. Her ne kadar ben buz gibi soğukların olmamasından memnunsam da bu işin ticaretini yapanlar için durum fena aslında. Hatta geçenlerde haberlerde de vardı. Manisalı çiftçiler asmaların filizlenmesinden endişeli diye.

 Benim güller de mart-nisan modunda açmaktalar epeydir. Hatta bir tane gülde onun üstünde tomurcuk vardı ki çok ilginç yani. Bunlar taze çekimler....


 Nergisler messim çiçeği zaten...


2 Ocak 2018 Salı

Büyük Yolculuk




Büyük bir yolculuk anlatılan; bir vagonun içinde 120 kişi. Günlerce-gecelerce sürüyor yolculuk. Su yok, yiyecek yok. Varış noktası ise Alman kamplarıdan biri...

 Kitap otobiyografi aslında. Semprun, kitapta; çocukluğundan alıntıları, Fransa komünist Partisi üyeliğini ve direniş hareketini, ardından da Gestapo tarafından tutuklanarak Buchenwald toplama kampına gönderilişini anlatıyor. Bir vagona ancak ayakta sığabilen 120 insan ve yolun sonundaki çalışma kampı. Jorge Semprum, 2 yıl kaldığı kampta pek çok işkenceye tanıklık ediyor ve bir kısmını kitaba aktarıyor.

Kitapta beni etkileyen pek çok sahne oldu aslında. İnsanın insana yapabileceği en ağır işkencelere uğramış dönemin Yahudileri. Zaman aman insanın içini ağırlaştıran, yoran bir kitap. Yine de iyiki okumuşum dedim. Farkında olmanın önemine inanıyorum. Bilmenin....
 
"Yüzyılın en önemli olayı olan 1936-39 iç savaşı hakkında ne bir tasfiye hareketine girişildi, ne herhangi bir araştırma komisyonu kuruldu, ne de halk yığınlarını ilgilendiren tartışmalar yapıldı."(Semprun)
 
Malesef geçmişte olduğu gibi şimdi de insanlar yaşananlara gözlerini kapatıyorlar. Savaş bittikten sonra Alman halkı da "hiçbir şey duymadıklarını" söylemiş melesa...


"Özgür bir insan olduğum için hapisteyim, hapisteyim çünkü özgürlüğümü gerçekleştirmek, onu üstlenmek istiyorum."






29 Aralık 2017 Cuma

2018 güzelliklerle gelsin.....


Bugün fotoğraflarımın günü. Artık yılı bitirirken ortaya karışık yapayım dedim. Dosyalardan yıl boyunca çektiklerimden ilk gözüme takılanları paylaşıyorum bugün. Öyle en güzelini seçeyim diye kasarsam işin içinden çıkamazdım. Hepsi güzel ya bana:)))

 
Karedeki minik hüzünlü bakmış ama sizin yılınız çok güzel geçsin. Çocukların zarar görmediği, gençlerin ölmediği, gerçek adaletin olduğu bir 2018 dilerim hepimize....









27 Aralık 2017 Çarşamba

Üç Yirmidört Saat


Üç Yirmidört Saat Peride Celal'in okuduğum ilk kitabı. Aslında oldukça eski bir kitap ama ben yazarla anca tanışabildim.

Kitabın adı, tehlikeli ameliyatlar sonrası hastanın iyileşme durumu için doktorların verdiği 3 günlük süreden geliyor. Ama içeriğinin bununla hiç bir ilgisi yok. İletişim kuramayan bir anne-kızın öyküsü var sayfalarda. Aslında ikisi de aynılar; iletişim kurmakta zorlanıyorlar. Ama bir taraftan da ikisi de birbirini suçluyor. Bir de annenin annesi var işin içine ara ara giren. Hasta olan Dilber uyuduğu zamanlarda geri dönüşler yaşıyor. Eski konağı, büyük hanımı, küçük hanımı (kitaptaki anne karakteri) yaşananları, çatışmaları, kendisine yapılan haksızlıkları yeniden yaşıyor rüyalarında.

Biraz durağan bir hikaye. Aslında konuyu düşününce daha harareti bir öykü olabilirmiş gibi geliyor ama yine de  çocuk ve anne arasındaki çatışmalar cidden çok tanıdık. Üstelik kitabın yazılmasının üstünden 30 yıl geçmiş yine de çatışmalar aynı, sıkıntılar aynı...

Peride Celal, bu romanıyla, 1977 yılı Hürriyet Gazetesi Edebiyat Ödülü'nü şair Fazıl Hüsnü Dağlarca ile paylaşmış.

25 Aralık 2017 Pazartesi

Fotoğraf standı için adımlar....


Ne zamandır aklımda fotoğraflarım için bir köşe yapmak var. Normalde vidalarla duvara asıyorum. Hatt abir kısmını sıcak silikanla yapıştırıyorum falan. Ama her badanada onları sök, yıpranan duvarı tamir et, Devrim bu yaz isyan etti. Salonda bir duvarı tuğla desenli duvar kağıdı yaptırttım; Devrim "buraya çivi çakılmayacak" ültimatomu verdi ilk kez. Artık adamı nasıl bıktırdıysam:)))

  Neyse koca yaz şöyle mi yapsam, böyle mi olsa derken en sonunda şu alttaki gibi bir proje koca kişisinden geçer not aldı. Bir kez duvara monte edilecek, çerçeveler üstüne çivisiz yerleştirilecek. Hafta sonu rafımı yapmaya başladı da işlerden yetişmedi. Ben de elimdeki bazı renkli çerçeveleri siyaha boyadım bu arada. Bakalım sonuç nasıl olacak. Beğenmedim deme şansım yok valla evden atarlar bu kez beni...

Ev değiştirmek, eşyaların yeriyle oynamak en sevdiğim şeylerden biridir. Ama evin üç erkeği de bu durumdan hoşnut değil. Hayır onlara iş buyurmuyorum kimse yokken kendim işimi hallediyorum. Ama gel gör ki eve döndüklerinde hepsinin suratı düşüyor. "Yine mi ev  değişmişmiş, ama tam eski haline alışmışlarmış." Ben de böyle çerçeve, koltukların yastıkları ile oynayarak kendimi tatmin ediyorum işte. Bu aralar koltuklar da gözüme batıyor yani:)))

22 Aralık 2017 Cuma

Kasımpatı aşkına....


 Havalar bu gibi, İzmir'de bile. Bugün burası kasvetli, kapalı. Yağmuru severim ama böyle rüzgarla karışık, buz gibi olanını değil. Olması gereken kış geldi gibi artık...

O zaman günün fotoğrafları şöyle içimize sıcacık işleyecek çiçekler olmalı dedim. Kasımpatılar kış mevsiminin güzellikleri sanırım. Soğuk zamanlarda rengarenk açıyorlar. Bunları Urla'daki bahçede çekmiştim geçenlerde. Arı ile birlikte hoş kareler çıkmıştı bana...
Benim bahçemde sarı ve minik pembelerden var. Bunlardan da diktim umarım tutarlar.