.:

30 Haziran 2017 Cuma

Denizin güzelliği olsun mu yine?


Bizim sualtı kamerası balıkları pek iyi çekmiyor. Biraz dalga, biraz balıkların hareketi biraz da bizim sabit duramamamız ssanırım. Net bilgi bulamadım nette malesef. Yine de geçen haftadan şu kareye bittim. Hiç fena değil. Altınköy diye bir yer burası...Belli zaten derin bir nokta değil. Kimi yerde taşlara sürünmeden yüzmek imkansız bile. Ama balık olayı pek boldu.


sabahın erken saatlerinde genç bir adam
uçsuz bucaksız okyanus sahilinde
harıl harıl çalışıyordu
yaşlıca biri yanına geldi
ve merakla “Ne yapıyorsun evlat?” diye sordu
Genç adam “Bey amca” dedi. “Dün geceki fırtına var ya
ondan dolayı deniz yıldızları sahile vurdu
ve az sonra güneç çıkacak
ve onları kurutarak öldürecek
onları tekrar okyanusa atıyorum”
“Evlat” dedi yaşlı adam
“baksana
sahilde milyonlarca deniz yıldızı var
ne fark edecek ki?”
genç adam eline bir deniz yıldızı aldı
yaşlı adama döndü ve okyanusa fırlattı
“Bak onun için çok şey ferk etti”


Yaşlı bir devrimci
düşürmez hiç ağzından
özgürlük kelimesini
ve yatmadan önce
bir bardak su yerine
denize bırakır
takma dişlerini
Sunay Akın



 Bu şeyin ne olduğunu bulamadım nette. Salyangoza benziyor. Kanatları açılıp kapanıyordu dalgayla.


28 Haziran 2017 Çarşamba

Kayığım Rosinha

Bir bayramı daha bitirdik. Ben İzmir yanıyor derken şu günlerde tüm Türkiye yanıyor sanırım. Bu kadar sıcakta yapılabileck en güzel şeylerden biri kitap okumak. Ben de yeni bitirdiğim ve çok sevdiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum.

Jose Mauro de Vasconcelos'un Şeker Portakalı kitabı çok bilinen bir kitap malum. Yazarın daha önce Güneşi Uyandıralım kitabını okumuştum ben. Kütüphanenin sitesinden yazarın ismiyle arattırınca Kayığım Rosinha'ya denk geldim. Nasıl sıcak, düşürndüren bir kitapmış, bir o kadar da çevreci.

Tertemiz bir insan Ze Oroco ve kayığı Rosinha'nın birbirlerine anlattıkları öyküler, bir tohumun doğuşu, nerhir, doğanın sesi var kitapta. Ve yine insanların devreye girip sevgiyi nasıl öldürdükleri.....

"Dede insanlardan çok söz ediyorsun...insanlar nedir?
İnsanların na olduğu anlatılamaz. Yeryüzünün en korkunç şeyidir. Bütün zamanlarını birbirlerini yok edecek şeyler keşfetmekle geçirirler...."

"Sen mi delisin? Ağaçları anladığın, nesnelerle konuştuğun için mi? Ne sersemlik! Asıl deli Tanrının şiirini yitiren, yüreklerini katılaştıran ve artık birbirlerini bile anlamaktan yoksun olan öbür insanlardır, onlardır deli olan…"

"Buydu işte. Ceviz görmeye bile katlanamayanlara ceviz veren tanrının bitmez tükenmez hikayesi. Kuşkusuz _ve doğru olan bu_ Ciccilao Matarazzo dilediği kadar çok çiftliğe sahip olabilirdi, dilediği kadar yazlık eve de ama bundan hoşlanmıyordu."?
















23 Haziran 2017 Cuma

Güneşin rengi....


Oralar nasıl bilmiyorum ama İzmir yanıyor resmen. Bir anda bastırdı sıcaklar. Daha da artacakmış önümüzdeki günlerde. Resmen eve tıkılı kaldık. Dün markete kadar gidip geldim ki birkaç saat beynim kaynamaya devam etti resmen. Dışarıda çalışmak zorunda olanlar, direksiyon başındakiler....hepsine kolaylıklar dilerim. Ekmeklerini alın teriyle kazanıyorlar resmen.

Bu sıcakta günün rengi ancak güneş olur gibime geldi...






20 Haziran 2017 Salı

Biraz da saksılar renklensin...

 Benim saksılar genelde plastik olanlardan. Siyah ya da kanverengi. Hazır beyaz boya hazırlamışken onları da birkaç kaç boyadım. Sonra da akrilik boya ile kafama göre renklendirdim. Hatta Deniz beyi de çağırdım gel yardım et diye ya nerdeee..ne güzel aktivite olurdu aslında.






19 Haziran 2017 Pazartesi

Balkona dokunasım geldi......

Evdeyiz, havalar sıcak, hep kitap oku oku olmuyor. Balkon gözüme gözüme batmaya başladı:))) Bu dolap bize bir yerden gelmişti.  Dışı yıpranmış ama kasa çok sağlam. Eski mobilyalar daha bir sağlam oluyorlar zaten.  hHatta bunun yarısı daha var kesip taşımıştık çok büyüktü çünkü.
Ben ilk geldiğinde dışını yapışkanlı kağıtla kaplamıştım ama baloncuklar oluştu ve pek sevememiştim. Tüm kışı öyle geçirdi.
Daha önce sandığımda denediğim boyayı derzle karıştırıp yapılan tekniği uygulamaya karar verdim. Chalk paint de deniyor. Hazır boyaları var hatta.  100ml boyaya 1 kaşır derz ve gerektiği kadar su karıştırılarak hazırlanıyor boya. Tek gıcık tarafı uzun süre karıştırma istiyor.  Kaç kat boyanacağı mobilyaya göre değişiyormuş. Benimki 3 kat da böyle oldu. Çok daha ince işçilik isteniyorsa zımpara gerekir diye okudum. Ben balkonda kullandığımdan bu durumu es geçtim....


 Görüntü cidden değişti içim açıldı. Plastik saksılara da dokundum onların üstünü de renklendireceğim.
(Fotoğrafa bakınca fayanslar pek kötü göründü gözüme. Toz yiye yiye kararmış gariplerim. Onlara da dokunmalı)


16 Haziran 2017 Cuma

Yine baharı atladık sanki...


İzmir yanıyor. Öyle böyle değil. İnanılmaz boğucu bir hava var. Bahar mevsimi şöyle ce dedi geçti yine. Bir anda yerini sıcaklara bıraktı. Şöyle su altında olsak valla ne iyi olur. Serin serin...

Geçen cumartesi Urla'da az bir girip çıkmıştık. Malesef bu yıl daha doyasıya giremedim şu suya. Dip o kadar iyi değil Urla'da. Görüş sınırlı olsun su olsun da.....



15 Haziran 2017 Perşembe

Bildiğin klasik poğaça....

Geçenlerde Deniz'in okul gezisi vardı ve evden yiyecek hazırlamamız gerekiyormuş. Poğaça, kek  düşündüm doğal olarak. Doyurucu olsun. Bir gün öncesinde de pinterestte bir tarife denk gelmiştim. Şekil çok hoşuma gitmişti. Burada...https://tr.pinterest.com/pin/50384089564194148/.
Klasik mayalı poğaça hamuru hazırladım önce. Ben 1 paket kuru mayayı  1 su bardağı ılık suda, az şekerle  bir 5 dakika kadar mayalandırıyorum. Daha sonra 1 su bardağından az zeytinyağı (süt kaymağım vardı bu kez yarım su bardağı kullandım o yüzden) tuz, 1 subardağı ılık süt ve un ile hamuru yoğurdum. Kapalı olarak mayalandırdıktan sonra şekil verdim. Çoğunu her zamanki gibi yaptım.  9 tanesini de bu kalıplarda. Benimkiler sanki başka bir şeymiş gibi bunu daha çok sevdiklerini söylediler...




12 Haziran 2017 Pazartesi

Tarlada teknoloji devri

 Bu hafta sonu çok yoğun ve yorucu oldu bizim için. Hoş daha işler bitmedi ya. Karneleri aldık tarlaya yollandız biz. Cumartesi çalışmanın dibini gördük. Görüldüğü gibi öncelikle artık bir elektriğimiz var. Benim kötü koca netten panelleri, aküyü, gerekli diğer şeyleri almıştı zaten. Bu hafta bağlantılarını yaptı. Bir de mini buzdolabı aldık. Güneş enerjisiyle hem dolabımız çalışacak, hem su pompası hem de ışık olayı olacak.

Hala pek çok yer serin olsa da ortalığı sel götürse de buralar pek yağmur uğramamış. toprak çatlamış resmen. Neyse ki pompa sayesinde kova kova su taşımadan nispeten daha kolay oldu bu kez sulama.

Çok dağınığız:))) Ben oda ve mutfağı temizleyip, boyadım 2 seferdir. Herşey dışarlarda. Ardiyeyi toplamak ayrı bir mesele oldu:)) Salaş ama şuranın huzuru hiçbir yerde yok. Bugün sabahın yedisinde belediye betop dökme aletlerini dayamış garaja şu saat oldu gürültü bitmedi daha.

 Bu yıl çocukların okulları ve havaların dengesizliğinden tarlaya az gidebildik. Haliyle fazla doğal olmuş... Her yer yulaf, yukarıdaki çiçekler. Ben oda temizliği dışında bunları orakla kesmekle görevliydim. İnsanın belini-elini tüketiyor. Geçimini tarımla sağlayanların işi çok çok zor. Ne yapılan emek ne de masraf; mümkün değil karşığılını almıyor.



8 Haziran 2017 Perşembe

Cinlerle Yolculuk





Karısıyla sorunlar yaşayan, hayatta ne yapmak istediğini bilmeyen, kökenleri olan Sudan'dan tamamen kopmuş, ailesiyle uzak bir adamın 7 aşındaki oğluyla yaptığı amaçsız bi geziyi anlatıyor kitap. Böyle deyince sıkıcı gibi. İsmi dikkatimi çekmişti raflarda. Sıkılırım sanki bu kitaptan diyerek okumaya başladım ama bir solukta bitti.

Sudan asıllı İngiliz yazar Jamal Mahjoub,kitaptaki karakter gibi Sudanlı bir baba ve İngiliz bir annenin çocuğu. Kitaptakilerin ne kadarı kendini anlatıyor belli değil. Ama Yasin karakteri kendini tamamen kaybetmiş gibi. Eski bir arabayla bilinmeze yaptıkları yolculuk anıları da beraberinde getiriyor. kitap sürekli eskiye dönüyor ama geçişler çok çok iyi.

"Gerçek tıpkı bumarenga benzer, ne kadar kuvvetle fırlatırsan, o kadar kuvvetle döner sana gelir ve mutlaka geri döner."


"İnsanın hayatta ne yapmak istediğine karar vermesi yıllar sürer.
Zaman kimseyi beklemez…"

"İnsan nereye giderse gitsin, dertlerini de yanında götürür. Buna nişse denir, şeytana benzeyen küçük yaratık."

"Genç bir anne baba ilk çocuklarının adını ne koyacakları konusunda anlaşamıyorlarsa, büyük ihtimalle bu (…) gizlenen başka bağdaşmazlıkların işaretidir."

6 Haziran 2017 Salı

Can sıkıntısından eski sandığı boyadım...

 Bu sandığın boyanmasının nedeni tamamen can sıkıntısı. Aslında boyasam mı diye daha önce de düşünmedim değil. Değil de daha araştırılacak, öğrenilecek falan....Ama işte kadın milletine eser ya bazen uzun zamana yayılacak şeyi hemen yapıp geçiverir. İşte öyle bir şey.
Neyse esti bana yine içini boşaltıp (içi de nasıl dolu anlatamam. Malum çeyiz olayları eskiler alırdı hep. Benimkinde de bir koca bohça dantel, hiç kullanmadğım bardak, tabaklar...örgü patikler, yazmalar...) Balkona çıkardım önce kavlamış yerlerini kazıdım. Sonra nette bulduğum bir ölçüye göre boya ve derzi karıştırdım.
3 kahve fincanı boya, 1 kahve fincanı derz, 1 kahve fincanı ılık su
Benim gibi terelelli birine o karıştırma aşaması tam bir işkenceydi. Çünkü iyice karıştırılması gerekiyor ki pütürlükler kalmasın.
İlk kat yukarıdaki gibi oldu

2 kat sonrası

 Burada amaç eski mobilyayı zımparalamadan boyamak. Tebeşir boyası da deniyor. İşin hakkını vererek yapanlar muhteşem sonuçlara imza atıyor. Koca gardrop boyayanlar var... Yeşil akrilik boya karıştırdım daha sonra. Ton koyu geldi aşağıdaki gibi açtım. Çeşitli yerlerini mutfak süngerinin yeşil tarafıyla zımparalayarak eskitme moduna getirdim.

 Öylesine tvnin altına koymuştum ev halkı tv ünitesini geri istedi. Deniz ''anne bu eski görünüyor' dedi. Eeee amaç oydu zaten. Ben rengini sevdim ya ev halkı yeniliklere pek açık değil. Sonuçta denemiş oldum eski birşeyde kendimi.



5 Haziran 2017 Pazartesi

Şık Mutfaklar İçin Ankastre Renkli Buzdolabı

Siz de ankastre renginin mutfaklara çok yakıştığını düşünenlerden misiniz? Bu yıl ankastre renklere ilgi çok fazla: Gümüş grisi bu renk, mutfaklarda hakikaten güzel duruyor ve bulunduğu her ortama değer katıyor. En çok da buzdolabı modellerine yakıştığını düşünüyorum, ankastre renkli buzdolapları mutfakların gerçekten de havasını değiştiriyor. Bu nedenle Uğur Soğutma’nın UES 585 D2K NFI A++ isimli buzdolabı modelini görür görmez sipariş etmeye karar verdim: Ankastre renginin en şık tonunu kullanıyor.

Sevdiğim bir renge sahip olması, tek tercih nedenim değildi elbette. Uğur Soğutma’yı gayet iyi tanıyorum, 60 yıldan fazladır derin dondurucu modelleri ile soğutucu cihazlar üretiyor. Açıkçası, bu sektörde rakibi olduğunu düşünmüyorum ve buzdolabının da bir soğutma uzmanından alınması gerektiği kanaatindeyim. Hem markayı, hem de ankastre rengini görür görmez satın alma kararı vermem bundan kaynaklanıyor. Buzdolabını yaklaşık 3 aydan bu yana kullanıyorum ve izlenimlerim şöyle:

İç hacmi 585 litre ve fazlasıyla yeterli geliyor. Açıkçası bu büyüklükteki bir iç hacmi, çoğu marka ancak en üst düzey ve en pahalı modellerinde sunabiliyor. ’da ise standart geliyor! Buzdolabı içerisindeki şeffaf sebzelik bölümü özel, zira nem kontrolü yaparak sebzelerin daha uzun süre taze kalmasını sağlıyor. Ayrı bir “0 derece” bölümü de var, süt ve et ürünlerini bu bölüme koyarak kullanım ömürlerini uzatabilirsiniz.

Buzdolabının no-frost özelliği var ve dondurucu bölmesinin kapasitesi tam 97 litre. Çoğu aile için fazlasıyla yeterli olacak bir kapasite bu. Isı kontrolü tamamen otomatik, bu da maksimum seviyede enerji tasarrufu yapmasını sağlıyor. Dış kapağı üzerinde bir LED gösterge var, hem çok şık duruyor ve hem de kapağı açmadan buzdolabı kontrollerine ulaşmanızı sağlıyor. Buzdolabını geceleri de kullanmayı sevenlerdenseniz hiç merak etmeyin: LED aydınlatması, toplam 5 adet temperli cam rafı mükemmel bir şekilde aydınlatıyor. Fiyatının çok üzerinde özellikler sunan UES 585 D2K NFI A++ modelini satın aldığım için çok mutluyum, mutfağım hem çok daha şık bir hale geldi ve hem de çok kaliteli yeni bir buzdolabım oldu! https://satis.ugur.com.tr/item/ues-585-d2k-nf-a/100030 adresinden siz de sipariş verebilir, ödemenizi 12 taksit halinde yapabilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

4 Haziran 2017 Pazar

Çekiliş hediyem


Kozmetik Psikolojisi'nin 2. yaş çekilişinin talihlisi bendim. Aslında bir hobi bloğu olmam nedeniyle kozmetik bloglarını pek tanımıyordum. Blog dayanışması yoluyla pek çoğunu takip eder oldum ve epey faydalandığımı itiraf etmeliyim. Makyajı çok sevmesem de yaşla birlikte bazı ihtiyaçlar olmaya başladı. Almayı düşündüğüm bb krem de çekiliş hediyelerimden biri mesela. Tekrar teşekkür ederim bu güzel hediyeler için:))))

2 Haziran 2017 Cuma

Gökkuşağı

 Gökkuşağını görüp de mutlu olmayan var mıdır acaba? 43 yaşıma geldim ben her gökkuşağı çıkışında çıkarım dışarı mutlaka seyrederim. Bazen fotoğraflarım hatta. Geçen cumartesi tarlada başıma gelense mutluluk ötesiydi. Ağzım kulaklarımda seyrettim şu görüntüyü....

Hava hep karanlıktı zaten tam biz işleri bitireceğiz dönüş yapacağız dağlardan resmen sis  bulutu bize doğru gelmeye başladı. Eşim "Saadet yağmur fena geliyor toplan" derken ben yüzümde kocaman bir gülümseme "ne güzel ıslanacağım" modundaydım.
Çok ilginç birdoğa olayıydı. Dağlardan sis geldi geldi tepemize boşaldı resmen. Mutlu mutlu yağmurda ıslanırken (ki dinmemişti) bu kez şu muhteşem görüntü çıktı ortaya.

Ben en iyi görüntüyü alacağım diye tarlanın içinde tur atan bir tip. Bir taraftan kapak gibi birşeyle makinamı korumaya çalışıyorum.Gökkuşağını tek karede almam mümkün değildi. 2 karenin panaromik görüntüsü bu. Dar zamanda epey bir kare çekmişimdir.

Bu arada benim erkekler ne mi yapıyardu? Üçü de arabanın içinde benim işimin bitip eve dönmeyi bekliyordu. İçi geçmiş hepsinin....

......Bazen bitmek bilmeyen dertler yağmur olur üstüne yağar; Ama rengarenk gökkuşağı da yağmurdan sonra çıkar. Hz. Mevlâna

......Kadınlar gökkuşağı gibidir.Tek bir rengini yok sayarsan,tüm renkleri birbirine karışır. Nazım Hikmet Ran